HTML5 Canvas Fingerprint ile Online İzleme

Son yıllarda internet kullanıcılarını online olarak izlenmesi ateşten gömlek haline geldi. Özellikle online firmalar küçük yazılımlar, tarayıcı çerezleri gibi sistemleri kullanarak kullanıcılar hakkında bilgi topluyorlar. İnternet geliştiği gibi bu alanda gelişiyor artık, yeni yeni yöntemler ortaya çıkıyor. Bu yeni yöntemlerden bir tanesi de Canvas Fingerprint (canvas parmak izi).

Firmalar Canvas Fingerprint sistemin kullanmak amacıyla yeni yeni yatırımlara gidiyorlar, Canvas Fingerprint'i kendi altyapılarına entegre etmeye çalışıyorlar. Bu yöntem gittikçe popülerleşmeye başlıyor ama çok da güvenli değil.


Browserleaks sitesini kullanarak tarayıcınıza parmak izi atanıp atanmadığını görebilirsiniz.

The Panopticlick sayfasındaki parmak izi testini kullanarak web tarayıcınızın ne kadar iz bırakıp/bırakmadığını görmeniz mümkün. Aslında bir internet sayfasını kullanarak web tarayıcılarımız test edebiliyoruz ama iş sadece tarayıcı test etmekle bitmiyor maalesef.

Yeni sürümlere geçildiğininde, yeni eklenitiler kurulduğunda ya da kaldırıldığında, monitörlerde değişiklik yapıldığınıda tarayıcının parmak izi de değişmiş olacak.

Parmak izi teknolojisi yaklaşık 2 yıl önce orta çıktı. Bu arada canvas'ın ne demek olduğunu bilmeyenler için "Grafik çizmeye yarayan bir HTML5 elementidir" şeklinde kısa ve öz bir tanım yapabiliriz.

Konumuzla bağlatı kuracak olursak Canvas Fingerprint  her tarayıcıda farklı bir resim çizme amacıyla kullanıyor. Yani her tarayıcının kendine ait bir resmi oluyor. Böylece internetteki kullanıcıları tanımlandırmak için kullanılabiliyor. Daha açık ifade edecek olursak adam internet tarayıcısına unique bir damga vuruyor.  Siz de Browserleaks internet sitesini tarayıcınızda çalıştırarak bir parmak izi oluşturabilirsiniz.

Hangi şirketler kullanıyor?

Pro Publica internet sitesinde Canvas Fingerprint kullanan firmalar listelenmiş. Benim en dikkatimi çeken AddThis oldu. Açıkcası Türkiye'de bu sistemi kullanan var mı bilmiyorm.

Canvas Fingerprint Nasıl Engellenir?

Parmak izi engellemek için bir çok yöntem bulunuyor.

  1.  HTML5 Canvas görüntü çekmeye çalıştığında The TOR web tarayıcısı bunu görüntülüyor. TOR web tarayıcısını kullanıyorsanız bu size faydalı olabilir.Hata sayfasına burada erişebilirsiniz. 
  2. Chameleon for Chrome: eklentisi sayesinde tarayıcıya parmak izi bırakılmaya çalıştığında sizi uyarıyor. Eklenti bu scripti engellemiyor sadece bilgilendirme amaçlı uyarıyor. 
  3. NoScript: yazılımı aslında bize toptan bir çözüm sunuyor. NoScript yazılımı Canvas Fingerprint engellediği gibi bazı Java Scriptleri de engellediğinden dolayı web tarayıcınız düzgün çalışmayabilir. 

Robots.txt Katil-Robots.txt'ye Dönüşürse

Birçok internet sitesi internette dolaşan robotlardan kurtulmak için kendi bünyelerinde bir robots.txt dosyası oluştururlar. Bu dosya ile aslında internet sitemize hangi arama motorunun veya içerik toplayıcısının gelip gelmeyeceğine karar veriyoruz

Google da kendisine ait robotları devre dışı bırakma standartlarını için kullandığı ve bazı kamuya açık zararlı içeriği dışlamak için kullandığı bir robots.txt dosyası var. Google, robots.txt dosyasının 20. doğum gününü kutlamak için aşağıdaki dosyayı hazırlamış.

User-Agent: T-1000
User-Agent: T-800
Disallow: /+LarryPage
Disallow: /+SergeyBrin


T-800 Arnold Schwarzenegger'in canlandırdığı Terminatör 2T-1000 Terminatörü öldürmeye çalışan katil cyborg. Yani killer-robots.txt dosyası LarryPage ve SergeyBrin'in T-1000 ve T-800 tarafından öldürülmesini engelliyor. Nasıl ama iğrenç dimi :)

Google Aramada Hatırlatma (Reminder) Oluşturma

Hem Android cihazlarda olsun hem İOS cihazlrada olsun mutlaka bir hatırlatma uygulaması vardır. Bilgisayarlarımız için de bu tarz programlar indirim kullanabiliriz. Hatta Outlook kullanıyorsanız, Outlook'un kendisinin hatırlatıcısını kullanabilirsiniz. Ben şahsen kullanıyorum.

Bununla birlikte, her nekadar ben kullanamasam da Google Aramada Hatırlatma (Reminder) oluşturulabiliyor. Siz yapabilirseniz lütfen beni de bilgilendirin. Türkçe Google Chrome kullanarak ben bu ayarı yapamadım. 

Konuyla ilgili olarak Remind me on Google now sayfasından daha detaylı bilgiler alabilirsiniz. 

Güvenli Doğrulama ile Daha Güvenli Gmail

Hepimizin bir Gmail hedabı vardır. Güvenlik konuları ile ilgili çok detaylı bilgi sahibi olmasak da Gmail, Hotmail gibi servislerin güvenli olduğunu düşünürüz. En azından ben böyle düşünüyorum. Henüz birilerinin maillerime girip okuduğunu kanıtlayamadım.

Mail güvenliği ile ilgili çekinceleriniz varsa Google'nin ayarlar sayfasına göz atmanızda fayda var.

"Bazı cihazlar ve uygulamalar, verilerinize erişmek için güvenli olmayan oturum açma teknolojisi kullanır.
Devre dışı bırak seçeneğinin belirlenmesi, daha az güvenli bu cihazların ve uygulamaların Google Hesabınıza erişimini engeller.
Etkinleştir seçeneğinin belirlenmesi yetkisiz hesap erişimi olasılığını artırır, ancak daha az güvenli bu cihazları ve uygulamaları kullanmaya devam etmenize olanak tanır."

Bazı programlar yada uygulamalar güvensiz erişim kullanarak cihazınızdaki bilgilere erişmek isteyebiliyor. Bu uygulamalardan bazılarına örnek verecek olursak.
  • IOS 6 için mail uygulaması,
  • Windows Phone 8.0 ve daha önceki mail uygulaması,
  • Android tabanlı çalışana bazı mail uygulamaları,
  • Outlook ve Thunderbird gibi masaüstü alışan mail programları,
Sizde akıllı telefonlarınızda karşılaşmışsınızdır. Bazen telefondan mail açmak istediğiniz zaman "bu şifre yanlış" hatası alırsınız ya da cihazınıza bir Gmail hesabı kuramazsınız. Bunların hepsi diğer başka uygulamaların hesabınızdaki bilgilere erişimin güvensiz bir erişimle yapılmaya çalışılmasından kaynaklanıyor. Yukarıdaki seçeneklerden size uygun olanı seçerek uygulamaların hesabınıza erişimini devre dışı bırakabilirsiniz ya da entkinleştirebilirsiz. Karar sizin...



Ümraniye'den Cerrahpaşa Hastanesi'ne Nasıl Gidilir?

Aslında benim için çok zor olmadı diyebilirim. Geçenlerden Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nde yatmakta olan yakın bir akrabamı ziyaret etmek amacıya oraya gitmemiz gerekiyordu. Daha önce tıp fakültesine hiç gitmemiştim. Benim için bir ilk olacaktı. Sadece Fatih ilçesi sınırları içerisinde olduğunu biliyordum o kadar.

Durum böyle olunca, internetten biraz araştırdım. Fakat açık söylemek gerekirse pek birşey anlamadım. Ofisteki iş arkadaşlarım da sağ olsunlar yardımcı olmaya çalıştılar.

Bu yazımızda Ümraniye'den Cerrahpaşa Hastenesi'ne nasıl gidilebileceğini anlatmaya çalışacağım umarım faydalı olur.

1. Yol

Birinci yol aslında en kolay yol bana göre. Eğer yaya olarak gidecekseniz Ümraniye'den Üsküdar'a inmeniz gerekiyor. Otobüs ya da minibüs ile inebilirsiniz. Hızlı olsun diyorsanız minibüs tercih edebilirsiniz. Üsküdar'a indiniz yapmanız gereken tabi ki Marmaray ile Yenikapı'ya geçmek. Üsküdar'dan yeni kapı toplasan 10 dakika sürmüyor. Yenikapı'da indiğiniz yerde Cerrahpaşa Tıp Fakültesi taksi ile 5 dakika sürüyor.

2. Yol

Benim de tercih ettiğim yol. Kendi aracıyla ulaşmak isteyenlere faydalı olacağını düşünüyorum. Öncelikle E-5'ten Boğaziçi Köprüsü'ne bağlanıyoruz. Buraya kadar zaten biliyorsunuzdur. Boğaziçi Köprüsü'nden  Mecidiyeköy, Okmeydanı, Çağlayan istikametine doğru ilerliyoruz. Haliç köprüsü ve Ayvansaray'ı geçtikten sonra bizi aşağıdaki tabela karşılıyor. Aman dikkat bu tabelayı geçmiyoruz.
E5'ten Topkapı-Aksaray-Bayrampaşa istikametine dönüyoruz. Fazla gitmeden aşağı yukarı 100 metre sonra aşağıdaki tabela bizi karşılıyor.
Topkapı-Aksaray yönüne doğru dönüyoruz. Bu yol bizi doğruca Vatan Caddesine, İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nün olduğu caddeye götürecek. Emniyet Müdürlüğünü gördükten sonra sağa geçin, sağ tarafta bir Burger King göreceksiniz. Burger King'in olduğu yerdeki ışıklardan sağa dönün. Bu noktadan sonra zaten Cerrahpaşa tabelalarını görmeye başlıyorsunuz. Tabelaları takip ederek doğruca hastanenin önüne kadar gidebiliyorsunuz.

Ben şöyle bir yol izledim. Öncelikle yukarıdaki 2 tabelayı da iyice belledim. Bir de malumunuz artık hepimizde akıllı telefonlar mevcut. Telefonun GPS açarak Navigasyonu da bir deneyeyim dedim. Bulunduğum noktayı ve gideceğim noktayı girdim. Navigasyon beni yol boyunca yönlendirdi, hem de sesli olarak. Bu şekilde hastanede yatan hastamızı ziyaret etmiş olduk. Dönüşde de aynı şekilde navigasyondan faydalandım. Sorunsuz bir şekilde eve döndüm. Yanlız çok trafik vardı, İstanbul işte atsan atılmıyor satsan satılmıyor.

Kafam Rahat Etsin Diyorsan: Blogger Blogspot Diyorum

Wordpress, wordpress, wordpress. Uzun zamandan beri internette pompalanan bir tür pazarlama yöntemi. Wordpress şöyle güzel, şöyle SEO uyumlu, böyle resim eklersin, şöyle ücretsiz vs vs. Dışarıdan anlatması güzel de içine girdiğinde kazın ayağı pek öyle olmadığı gibi sonuçlarını da katlanmak durumunda kalıyorsunuz.

Ben kendi inyernet serüvenini ele alacak olursam. Önce Joomla ile başladım bu işlere (burda çok detay var, belki sonra anlatırım), sonra wordpress ve blogspot.

Onlarca wordpress sitem oldu bir o kadar da blogspot. Bazısı  kapandı bazısı ile de yoluma devam ediyorum. Fakat son zamanlarda Worpress artık çekilmez hal almaya başladı. Bu yavaşlık beni öldürüyor. Aslında ilk başlarda herşey çok güzeldi. Ne güzel çok kısa bir sürede ve hızlı bir şeklilde internet sitem oldu diyorsun. Ancak siteye ziyaretçiler gelmeye başladığında heleki günde 400-500 (sanki çokmuş gibi) sayfaa gösterimleri olmaya başlayınca site yavaşlamaya başlıyor, hatta bazen bakıyorsun site down.  Maalesef sharing hosting (paylaşımlı sunucu) kullananların kaderi bu. Kanımca  yavaşlık ve sitenin düşmesi durumu insanları internet dünyasından soğutan, sonrasında da bu işleri bırakmasına neden olan bir durum. Bu yüzden domainlerin yenilenme zamanı geldiğinde çok azı tekrar yenileniyor. Adam bir daha neden uğraşsın ki. Site yavaş açılıyor, zaten anlamlı ziyareçilere ulaşmadan internetten gelir elde etmek zor. E o zaman neden hersene boşu boşuna 9 dolar domain+50-70 dolar hosting ücretleri versin ki. Aslında bu paralar çok para değil. Not: sinek de küçüktür ama mide bulandırır.

Benim  internet sitelerim bir paylaşımlı sunucuda bulunuyor. Geçen gün dedimki A sitemin ziyaretçiler baya arttı, şuna bir CDN çakayım olay biraz hızlansın. Duydumki MaxCDN iyimiş, sonra Youtube'dan videoları seyrettim siteye entegrasyonu da kolay. O zaman napalım aylık 9 dolar ödeyelim alayım dedim. Ha bir de tabi bir indirim kuponu buldum ilk ay 6.25 dolara geldi.

MaxCDN'de bir pull zone muhabbeti var. Yani kendinize bir alan açıyorsunuz. Anladığım kadarıyla internet siteniz bu alanda top koşturuyor onun da 100 GB  kapasitesi var. 100 GB'yi geçerseniz onu da ekstra ücetlendiriyorlar. Benim site ziyaretçileri daha yerlerde olduğu için bu en ucuz paket tam bana göreydi.

Peki insan oğlu neden CDN alır? El-cevap: site hızlansın diye. Amaç kağnı hızında açılan siteyi şaha kaldırmak idi. Gelin görün ki sonuç hiç de öyle olmadı.

MaxCDN'ye üye oldum, parayı yatırdım (peşin), domaini CDNye yönlendirdim. Yapılması gereken herşeyi yaptım ve beklemeye koyuldum. Bakalım sonuç ne olacak diye. Siteyi CDNye entegre edeli bugün 3. gün hız değerlerimi sizinle paylaşıyorum.

Önce Pingdom



Şaka gibi, yeryüzündeki en kaliteli CDN firmasından alınan hizmetin sonucu. Hadi skoru falan geçtim yüklenme hızı 7.21 sn. Bütün ziyaretçilerimden özür dilemem gerekiyor herhalde.

Ve Google Page Speed

CDN hizmeti almadan önce 80'in üzerinde olan değerler. CDN ile birlikte 70'lere dayandı. Yani yukarı doğru bir hareket beklenirken aşağı doğru bir düşüş söz konusu.

Bu değerlerle nereye kadar gidilir bilmiyorum. Bir de şöyle bir durum var: Asıl odaklanmam gereken yerlere odaklanamayıp yok hosting, cdn, hız vs gibi konulara uzun zaman harcamak zorunda kalıyorum. Bu da olayın zaman öldüren tarafı. Hem zamanda gidiyor hem paradan, kahretmesin....İçimden hiçbirşey yapmak gelmiyor böyle olunca. Astarı yüzünden fazla gelmeye başladığında tekmeyi basıcam en sonunda.

Sonuç Olarak

Diyeceğim o dur ki; Eğer bir siteniz var ise ya da ileride bir site yapmayı düşünüyorsanız. Size tavsiyem hiç wordpress topuna girmeyin. Gidin ilk önce paşa paşa blogger blogspottan hesabınızın açın, ücretsiz bir blog açın. Sonra bakarsın duruma göre. Bugün Türkiye'de bile sadece blogger platformunu kullanarak iyi paralar kazanan insanlar var bunlardan bir tanesi de benim (naçizane). İnanın wordpress altyapısı için harcadığım zamanı blogger daki sitelerim için harcasaydım daha fazla kazanırdım. Yok ram şişti, yok site yavaş, yok resim yüklemesi uzun sürüyor, yok cdn almak lazım gibi gibi sizi asıl odaklanmanız gereken kolaradan uzaklaştıran bir çok konu mevcut.

Burda bahsettiğim problemlerin hiçbiri blogspotta yok. 2 tane eklenti de olmayı versin canım ne olacak. Domaini zaten kolaylıkla yönlendirebiliyorsun. Çok basit gibi görünen ama bir o kadar önemli bir konu. Wordpress.com domain yönlendirme için ücret alıyor mesela. Daha sonuç: param cebimde kalsın diyorsan blogger, yok benim harcayacak çok param var, sıkıntı yo diyorsan wordpress (Domain+Sharing Host yada VPS+CDN). Kolay gelsin.

Nedir Bu Private Blog Network (PBN) Olayı

Bugünkü yazımızda sizlere internette son zamanlarda çokça karşılaştığım Private Blog Network Olayından bahsetmek istiyorum. Niche tarzı internet siteleri yaparak affiliate yöntemiyle kazanç elde etmek isteyenlerin çokça kullandığı bir yöntem. Aslında işin özü çok basit, herşey internet üzerezinden para kazanmak için yapılıyor. Bildiğiniz üzere internetten para kazanmak adına binlerce takla atılıyor. Private Blog Network de bu taklalardan sadece bir tanesi ama biraz masraflı.

Baştan söyleyeyim, aşağıda okuyacağınız yazıyı kendi sitelerinize uygularsanız çok fazla ziyaretçi çekip çok iyi paralar kazanabilleceğiniz gibi internet çöplüğüne de gömülebilirsiniz. Yani sonuçları garanti edemiyoruz :)

Private Blog Network (PBN)Nedir?


Domain setlerinden oluşan sizin veya başka biriniz sahip olduğu bir etki kümesi. Daha açık ifade edecek olursak: Örneğin affliate yöntemini kullandığınız bir internet siteniz var. Bu siteyi Google sıralamalarında yukarılara taşımak istiyorsunuz, yani Google'de yazınca birinci sırada çıkmak istiyorunuz. Ama Google'da arama yapıyorsunuz sizin site çıkmıyor, arama yapıyorsunuz çıkmıyor. Size backlink lazım. E peki ne olucak?  10-15 tane daha siteden oluşan Private Blog Network oluşturacaksınız.

PBN'ler genellikle expired domainlerden oluşur.  Domain başlığında uzun uzadıya anlatacağız. Kısacası PBN, alamadığınız backlinkleri sanki başka birileri veriyormuş gibi yaparak backlink almaktır. Bu noktada Google amcayı  bazı tricklerle kandırmaca yapmak da sözknusu. Birde public blog networkler var ki 2012  yılında Google güncellemelerinde bu tarz siteler baya bi cezalandırıldı.

Neden Expired Domain?


Evet PBN dersine hoşgeldiniz. Bu noktadan sonra olay biraz çetrefilleşiyor. O yüzden bir kusur işlersek affola. Expired domain dediğimiz şey aslında daha önce başka birinin sahip olduğu, süresi biten ya da bitmek üzere olan domainlerdir. Yani adam domanini almış üzerinden en az bir yıl geçmiş ama domaini güncellememiş. Peki neden bu tarz domainler tercih ediliyor? Çünkü 0 km bir domain aldığınızda, bunun indexlenmesi, sıralamarda yerini bulması zaman alıyor. Expired domain aldığınızda ise domain en az bir yıllık oluyor bu da bir avantaj sağlıyor.

Temelde Expired Domain seçerken 2 konuya dikkat edilir:

1. Domain Yaşı: Yukarıda da belirttiğimiz gibi domain yaşı ne kadar eski olursa o kadar iyi. Çünkü bu tarz domainlerin Domain Authoritative'leri daha yüksektir.

2. Backlink: En önemli konu da bu zaten. Expired domain satın alırken baclink profilini çok iyi incelemek gerekiyor. Backlink incelerken aşığıda sıralayacağım konulara mutlaka bakmanız gerekiyor. Yoksa yusuf yusuf yani...., paranızı boşa harcamış olursunuz.

  • Backlinlerin toplam sayısı,

  • Domaindeki linklerin toplam sayısı,

  • Bir yazı ya da sayfa üzerindeki bağlantı yeri,

  • Anchor text kullanımı,

  • Resimlerin üzerindeki linkler

  • Yorumlardaki linkler


Bu maddelere bakmamızın asıl sebebi doğallığı bozan herhangi bir durum var mı bunu araştırmak. Örneğin satın aldığınız yada alacağınız domanin Google'dan ban yemiş olabilir ya da geçmişte site yasal olmayan içerikler içeriyor olabilir vs vs. Kısacası domainin bütün şeceresini araştırıyoruz.

Expired Domain Nasıl Bulurum?


Bildiğiniz üzere gitmesek de görmesek de expired domain diye bir sektör var. Domain satışı yapılan internet siteleri var. Birçok site var fakat biz burada expireddomains.net üzerinde duracağız. Expireddomains.net üzerinde hergün süresi biten binlerce domaini bulmak mümkün. Bu noktada önemli bir konuya değinmek gerekiyor. Evet binlerce domain hergün boşa düşüyor fakat bunlardan çok azı PBN için uygun domainler. Bunun için çok dikkatli olmak gerekiyor. Etraf o kadar spam domainle kaplanmış ki önünüzü görmek zor olabiliyor.

Öncelikle Expireddomains.net'e üye olmak gerekiyor. Site domain ararken bize çok detaylı bir filtreleme sistemi sunuyor. Bu filtreleme sistemi sayesinde yolumuzu kolaylıkla bulabiliyoruz. Kendi amacınıza yönelik istediğiniz filtreleri burada uygulayabilirisiniz.

Benim filitre kısmında en çok kullandığım alan ise Adwords and SEO kısmındaki Min. Moz Domain Authority ve Min. Moz Page Authority. Pagerank gibi konulara ise hiç dikkate almıyorum. Burda amaç öncelikli olarak yüksek yetkilere sahip domanileri bulmak. Daha sonrada https://archive.org/web/ , https://www.majesticseo.com/, https://ahrefs.com/ siteleri yardımı ile domainin şeceresini döküyoruz ortaya, hiçbir şey gizli kapaklı kalmıyor.

Genel olarak bir fikir vermesi açısından benim kıstaslarım ise şöyle:

  • Backlink sayısı: En az 10

  • Domain yaşı: 2-3 yıl

  • Page Authoriyt: 25 (40 olsa çok güzel olur)

  • Domain Authority: 25 (40 olsa güzel olur)

  • Pagerank: Farketmez

  • Google'da arattığımda indexi var mı: Evet


Bir PBN yapacaksam ve anahtar kelimeye uyan yukarıdaki özelliklerde bir domain bulmuşsam almaya çalışırım. Alamadığım da olmuştur.

Expireddomains.net'in İyi ve Kötü Yanları Nelerdir?


İyi

  • Ücretsiz üyelik

  • Karşılaştırmalı domain listeleme

  • Çok iyi domainler bulma şansı


Kötü

  • Filtreleri çözmek zaman alıyor,

  • İyi domain buılmak zaman alıyor,

  • Harika göründüğü halde tamamen fiyasko domainler de bulmak mümkün,

  • Bazen zamanınızı boşa harcadığınız hissine kapılıyorsunuz,


Domain IP Adresi Ne Olmalı?


Bir domain C Block IP adresi muhabbetidir gidiyor, bakalım hayırlısı. Bildiğiniz gibi İnternet sitelerinin IP adresleri olur. Bir PBN  altyapısı oluşturmak için de bize 15-20 arası internet sitesi gerekiyor. Domainleri tek hesaptan aldığınız zaman sistem otomatik olarak servis sağlayıcının IP adresini atıyor.

Örneğin herhangi bir Reseller vs tarzı bir host kullanmıyorsanız, bütün domainlerinizin TC kimlik numarası aynı olur. Bu da pek istenen bir durum değildir. Bütün sitelerinizin IP adresi farklı olmak durumda. Peki neden? Çünkü Google da akıllı. Bu siteleri sadece bir siteyi ön sıraya çıkarmak için çabaladığını Goolge farkedebilir. Bundan dolayı domainlere farklı IP'ler atamak gerekir.

C Block IP nedir?

Bildiğiniz gibi IP adresleri rakamlardan oluşur. 111.222.333.444 gibi. AAA.BBB.CCC.DDD gibi yazarsak sanırım daha anlamlı olur. İşte C'lerin olduğu kısım farklı olmak üzere IP adresleri alabilirisiniz. Bu tarz IP'ler daha ucuz olup ayak izi (footprint) göstermiyor, böylece Google bütün sitelerin aynı sisteme bağlı olduğunu anlayamayacak (Belki de bu bir hayaldir. Google bizi bizden daha iyi tanıyordur. Ama sistem şimdilik işe yarıyor).

PBN'lerdeki herbir site tavsiye edilen IP adreslerine örnek verecek olursak:

  • Site1 IP: 64.178.112.125

  • Site2 IP: 64.178.113.125

  • Site3 IP: 64.178.114.125     gibi.


Hosting için Ne Yapmam Lazım?


Domaini hallettik sıra geldi barındırma konusuna. Yukarıda bahsetmiş olduğımız C Blok IP'ler için Hostgator, Bluehost gibi firmalar pek ekonomik olmayabiliyor. Onun yerine tam amaca yönelik hosting firmaları ile çalışmak gerekir.

Bunun için de reseller bir hosting hizmeti de sunan http://www.hostnine.com/ firması tavsiye ediliyor. Hem ucuz hem de bizim amacımıza yönelik. 20 tane siteyi ayda 18,95 dolara barındırabiliyorsunuz. Ayrıca herbir site için ayrı bir Cpaneliniz oluyor.

Başka bir yöntem de CDN: İnternet sitenizi ücretli/ücretsiz bir CDN adresine yönlendirdiğiniz zaman IP adresi otomatik olarak maskelenmiş olur. Böylece evrende ayak izi bırakmamış oluyorsunuz. Ama bu sistem kusursuz işliyor diyemiyoruz.

İçerik Ve Tema


Geldik başka bir önemli konuya daha. Bildiğiniz gibi İçerik Kraldır. Benim tavsiyem Fiverr tarzı yerlerde vaktinizi harcamayın. Yazılarınızı kendiniz yazın. Herbir site için (20 siteniz olduğunu varsayarak) 5 tane yazı yazın. İçeriğiniz orjinal olsun. Bindiğiniz dalı kesmek istemiyorsanız kesinlikle kopyala/yapıştır yapmayın. Herbir yazı da bir tane olmak üzer Ana siteye link verin. Anchor textleri doğru kullandığınızdan emin olun. Kaş yapayım derken göz çıkartmamak lazım. Anchor text'in doğru kullanımı:

<a href="http://alivelikonya.net"> ali veli konya </a>

Bunu doğru kullanmazsanız backlink olayını unutun.

Temanız mümkün mertebe sade olsun. Bütün sitelerinize gidip wordpress kurmayın. Ortaya karışık olsun Joomla, Drupal gibi sistemleri kullanmakta fayda var. Hiçbir zaman doğallığı bozmamamak gerekiyor. Bütün sitelere bir anda wordpress yüklenmesi dikkat çekebilir. Mutlaka Hakkımızda ve Kullanım Şartları sayfanız olsun.

Sonuç ve Örnekler


Gördüğünüz gibi Private Blog Network (PBN ya da Özel Blok Ağı) hem meşakkatli hem de para gerektiren bir konu. Akıllı davranırsanız ucuza getirme ihtimaliniz de yüksek. Sonuçta kazanılan miktarlar düşünüldüğünde Özel Blok Ağı için harcanan paralar devede kulak kalıyor. Bu sistemi kullanarak ayda 2500$ - 5000$ arası kazananlar biliyorum. Ama işte gelin görünki bu sistem herkes de işe yaramıyor. Ahmet yapar, Mehmet yapar iş tutar siz yaparsınız tutmaz. Sonuç kesin değil müdür.

Avantajları

  • Ana siteye güçlü backlink yönlendirmesi,

  • İçeriğinizi ve backlinleri kontrol edebilme ve yönetebilme

  • Özgün İçerikli internet siteleri


Dezavantajları

  • Expired domain bulmak oldukça zaman alıcı,

  • Domainleri C Blok IP adreslerine dağıtmak erekiyor,

  • Çok fazla site oluyor, yönetmesi zor olabilir,

  • Domain ve Host için ödemeler yapmanız gerekiyor,


PBN kullanan Örnek Niche Siteler:

  • http://thebestadjustabledumbbells.net/

  • http://bestadjustablekettlebells.net/

  • http://bestpregnancypillow.org/

  • http://www.apennyshaved.com/


Benim Private Blog Network ile ilgili bahsedeceklerim şimdilik bunlar. Mutlaka gözden kaçan, atladığım noktalar olmuşur. Sürcü lisan ettiysek affola.

Bütün bu yazıyı sonuna kadar okuduysanız PBN'ler ile ilgileniyor olmalısınız. Öyleyse sizden 2 şey isteyeceğim:

  1. PBN ile ilgili düşüncelerinizi aşağıdaki yorum kısmından bizimle paylaşın,

  2. PBN'ler ile ilgilenen arkadaşlarınız varsa bu yazıyı onlarla paylaşın, Teşekkürler....