Kanser Nedir? Neden Kanser Oluruz? 1/3

Bügün 3 bölümden oluşacağını planladığım bir yazı dizisine başlıyorum. Konumuz hemen hemen her aileye uğramış olan, açıkçası ismini bile telaffuz etmek istemediğimiz, ilk duyduğumuzda tüylerimizin diken diken eden bir hastalık: Kanser. 

Artık kanserin iyileşebilir bir hastalık olduğunu gayet iyi biliyoruz. Şu da bir gerçek ki kansorejen maddelere çok yakınız. Hem yediklerimizle hem kullandıklarımızla, dokunduklarımızla, maruz kaldığımız birtakım elektro manyetik  alanlarla, radyasyonla belki cep telefonları ile kansorejen maddeler ile iç içeyiz. Aşağıda okuyacağınız yazımızda 3 bölüm halinde bütün bu konulara değinmeye çalıştık.

Kanserden uzak durmak nasıl mümkün olabilir? Yakalanmamak için ne yapmak lazım? Birşey yapılabilir mi? Kanser Nedir? Nasıl ortaya çıkar? Neden Kanser Oluruz?

Kanser basitçe tarif  etmek gerekirse esasında iyileşme sürecini tamamlayamamış bir yaradır. Peki bu ne demek? Bir yerimizi kestiğimiz zaman vücudumuzda bu kesilen yerin tamiri için cildimizde hücreler çoğalmaya başlıyor ve  iyileşme dokusu oluşur, bu bir bütünlük haline geldiği zaman hücreler arasında sinyal ileti sistemi sayesinde kendi çoğalmasını durduruyor ve iyileşme tamamlanıyor. Yerine yeni cildimizin geliyor.

Kanserleşme süreci, herhangi bir şekilde genetiksel, çevresel,  beslenme bozuklukları, yaşam tarzı  gibi faktörlele normal sağlıklı hücrelerdeki o normal çoğalma ve normal ölme yanyana gelen hücrelerin belli bir sayıya ulaştığı zaman daha fazla çoğalmama sinyalini üretme yeteneklerinin bozulması sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır.


Yani kanser hücreleri  yıllar içerisinde gelişir ve bir süre sonra da kontrolsüz ve çevresel diğer sinyalllerden bağımsız olarak çoğalmasını sürdürür. Önce bulunduğu bölgeyi  istila eder daha sonra kanserin saldırganlık derecesine göre lenf dolaşımı, kan dolaşımı veya komşuluk yolu ile uzaktaki veya yakındaki diğer organlara yayılır.

Kanser ile ilgili olarak bir kontrolsüz çoğalmadan bahsediyoruz. Bu hücreler bulunduğu yer ile yetinmeyip başka yerlere gidip orda da yerleşip çoğalmasından bahsediyoruz. Ama bunun gerçekten böyle olup  olmadığını bütün kanser türleri için doğrulamış değiliz. Bu bir varsayım olarak kabul edilmiş  1950’lerde 1940’larda var olan bir düşünce. Çünkü o zamanki algı gereği bu hücre bir yerden çıkar, gider başka yere yerleşir; halbuki daha sonraki araştırmalarda insan vücudunda bu tür hücrelerin zaten bulunduğu, bu hücrelerin ortaya çıktığı ve ortadan kaldırıldığı bilimsel veriler ortaya koydu. Ama görüş birkere o şekilde ekildiği için  kanserin ne olduğu konusundaki  sonraki varsayımlar hep eski tanım üzerinden olmaktadır. 

Aslında siz bir mimari yapıyorsunuz temelinde diyorsunuz ki  bir takım isyankar hücreler var bunlar kontrolden çıkmışlar bunlar hatta burda yetinmeyip başka yerlerde de bir şekilde odaklanabilirler. Orda tekrar çoğalabilirler ve sizin vücudunuzu istila ederler. Buna da metastaz ismi vermişiz zamanında. Bakış açısına göre değerlendirdiğinizde kanserlerin biz hep genetikle ilgili bir faktör olduğunu söyleriz ama yapılan analizler çok fazla genetik bir bulgu göstermiyor. Hücrelerde bir yapısal değişiklik var, normal hücre ile kanser hücresi arasında bir farklılık var. Bunu da bize pataloglar söylüyor.

Bir hücrenin nasıl davranacağını o hücrenin kendisi belirlemiyor. Çevre doku belirliyor. Biz bunu hücreler arasındaki alan olarak tanımlıyoruz. Bu alan daha çok bağ dokusunun kontrolü altında. Yani bir kanser hücresi çıktığı zaman kendiliğinden çıkmış gibi düşünüyoruz ama öyle değil, bağ dokusu tarafından yönlendiriliyor. Vücuttaki gelişim sürecinin bütünü bu şekilde oluyor. Önce bir bağ dokusu elemanı o hücreyi şekillendirerek o forma sokuyor. Bir kök hücresi dediğimiz zaman bu hücreyi alıp yağ dokusu gibi bir ortama koyarsanız  yağ dokusuna dönüşür. Bunu alıp kıkırdak dokusunun içine koyarsanız matriks içerisinde kıkırdak dokusuna dönüşüyor. Dolayısı ile kanser hücresini, kanser hücresi yapan kendisi değildir aslında. Etrafında onu çevreyelen ortamdır diye düşündüğünüzde o zaman hastalığın paradigması bir anda değişiyor. Çünkü bu güne kadar genel algıyı, kurguyu kanser hücresinin hücresel olarak bağımsızlığı ilan edip kontrolden çıktığı üzerine kurgulamışız.

Neden bu lafları edebiliyoruz? Çünkü heryıl muhtemelen trilyon dolar araştırma bütçesine rağmen çok ciddi bir ilerleme yok, hastalık artıyor. Bunu biliyoruz. Ama tedavi açısından baktığınızda da atılan adımlar yapılan harcama ile paralel büyük adımlar şeklinde ilerlemiyor. Çok büyük harcamalar yapılıyor.
Öyle bir piyasa oluşmuş ki sahte ilaç piyasasına dönüşebilecek kadar iştah kabartıcı büyük bir pastadan bahsediyoruz. Ve bu sistem içerisinde de algı hatasını düzeltmediğiniz sürece sizin bu hastalığı tedavisine yönelik ileriye dönük ciddi adım atmanız mümkün değil. Önce hatalımıyız acaba, ilk başta paradigma kurulurken hata yaptık mı diye dönüp geçmişe bakmak lazım. Zira eğer öyle ise siz ne yapatsanız yapın siz bu hastalığın şeklini şemalini değiştiremezsiniz, engelleyemezsiniz. Bilgi hatası var.

Kanser hücresinin oluşmasını neden olan ortam nedir?

Kanser kök hücrelereinin nasıl geliştiğine dair kesin bir bilgi yok. Tabi bir hücre otamatik olarak çoğalmıyor. Şu an bir çok kanserde biz biliyoruz ki bir kök hücre var, kanser kök hücresi var: Normal kök hücreden mi köken alıyor, nasıl oluşuyor tam belli değil. Kanser kök hücresi standart tedavilere dirençli olabilen (radyoterapiye veya kemoterapiye dirençli olabilen) hastalığın nüksetmesine neden olabilen bir ana hücredir. Kanser kök hücresinin sağlıklı kök hücreden farkı kontrolsüz olaraka vücuttaki bağ dokusundaki sinyalizasyonda bağımsız olarak çoğalmasıdır.

Hücre isyankar birşekilde hareket ediyor ve bunun nerde ve nasıl başladığı tam bilinmiyor. Biz şunu biliyoruz ki; vücudumuzda yaşlılık veya çevresel veya kimyasal gibi nedenlerden dolayı hatalı moleköller, hasarlı hücreler ortaya çıkar. Normalde insanların vücut yapısında bu hücrelerin ya kendi  kendilerini öldürme şeklindeki bir programlama ile ortadan kaldırılır ya da bağışıklık sistemi tarafından bu anormal yapılar tanınarak ortadan kaldırılır.


Cape Town

Cape Town…Güney Afrika  Cumhuriyeti’nin üç başkentinden biri;  3.500.000 nüfusuyla Güney Afrika’nın  en büyük şehri… Cape Town… Yerkürede iki okyanusa  birden kıyısı bulunan tek kent. Cape Town... Afrika’nın bize en uzak  ucunda, komşu bulunduğu Atlantik  ve Hint Okyanusları’yla kaptan edalı  selamı ve duruşuyla anlatacak çok şeyi  olan Şehir… Doğa harikası kumsalları, okyanus  tuzu kokan sokakları, görkemli iş kuleleri, hala izini sürdüren siyasi acıları; rengarenk Müslüman mahallesi  Boo Kap ve yarım adanın okyanusa  kafa tuttuğu dağları ile Cape Town kulak verenlere sesini duyurmayı bekliyor.

“2014 Dünya Tasarım Başkenti” seçilen Cape Town dünyanın bir çok en’lerini kendinde toplamış: En gidilecek şehir, En iyi tatil destinasyonu, En iyi surf kasabası…Üstelik, Dünya’nın 7 harikasından biri olan; Cape Town’un simgesi, Table Mountain yani Masa Dağı’nın vatanı.

Cape Town’u tanımaya ne dersiniz?

İstanbul’dan 13 saatlik bir uçuştan sonra vardığımız Cape Town Havalimanından şehre doğru yol almaya hazırlanırken görevlinin uyarısına kulak veriyoruz: “Aracınızı kiralayın, benzini fulleyin ve şehir merkezine kadar yol boyu durmayın!”

Cape Town ile Havalimanı arasındaki yol boyunca, teneke binalara sahip kasabalar eşlik ediyor yolcuya. Fakirliğin açık göstergesi bu tabloda, tek parça teneke bulmayanların, evlerini, birden çok teneke levha ile donatması hemen düşüyor göze ve algıya.

Güneşin teneke kutucuklar üzerinde oynadığı zarif ışık oyunları bile yanınız sıra yürüyen yoksulluk ve açlığı gizleyemiyor. Evler benzer yükseklikleriyle bir intizam resmi yaratsa da; barakalar rengârenk boyalarıyla bir sevinç dalgası oluştursa da acıya dair sessiz yakarış peşinizi bırakmıyor.
Diyebiliriz ki, gecekondunun adeta lüks sayıldığı bir yer burası; ev duvarlarının taş, çatının kiremit olması apaçık bir zenginlik göstergesi.

ÇÖZÜLDÜ - iPhone 5 şarj %20'de iken Kapanıyor

Sizde bu problem var mı bilemiyorum ama benim iPhone 5'te son zamanlarda çok sık karşılaştığım bir sorun bu. Telefonu ilk aldığım zamanlarda pek karşılaşmıyordum. Aslında ilk başlarda bu kadar belirgin değildi. Zaman geçtikçe kendini daha çok belli etmeye başladı. Yani telefonu ilk aldığım zamanlarda şarjı % 20'ye pek indirmediğim için dikkatimi çekmemişti.

En son Ramazan Bayramından önce % 20'de kapanma sorunu tamamen çekilmez hal aldı benim için. Öyleki birgün telefon kapandı ve bir daha açılmadı. Şarja taktım ama şarj da olmadı. Aşağı yukarı 2 gün boyunca telefonu şarj etmeye çalıştım.

Bende 2 tane iphone 5 şarj aleti var. Prize taktım olmadı, bilgisayara taktım olmadı, evde denedim olmadı, iş yerinde denedim olmadı. Artık telefondan umudumu kesmeye başlamıştım.

İnternette araştırma yaparken iPhone 5'ler için pil değişim programı olduğunu fark ettim. Telefonunuzun seri numarasını girerek cihazınızın değişim programına dahil olup olmadığını öğrenebilirisiniz. Benim telefon değişim kapsamında. Tabi telefonunuzun değişim kapsamında olması ile iş bitmiyor. Bir tamir süreci sizi bekliyor. Ya Apple Mağazadaki arkadaşlardan randevu almanız gerekiyor ya da Apple'ın anlaşmalı olduğu teknik servislerden destek almak gerekiyor.

Apple mağazasından randevu alabilirseniz kendinizi şanslı sayabilirsiniz. Ben ne zaman baktıysam boş randevu bulamadım. Bana en yakın teknik servis de Kadıköy deki Başarı teknik servis. Orayı da aradım aradım ama telefona cevap veren olmadı. Ben de kalktım Kadıköy'ün yolunu tuttum.

Biraz aradıkdan sonra Rexx sineması yakınlarında teknik servisi buldum. Hemen aynı gün içerisinde hızlı bir şekilde cihazımın tamir edileceğini düşünmüştüm ancak Başarı'da ki görevli arkadaş pil değişiminin minimum 3, maksimum 7 gün içerisinde olabileceğini söyledi. Araya bir de Ramazan Bayramı giriyordu ki değişim süresi daha da uzuyordu. Ben de telefonu servise bırakmaktan vazgeçtim. Zaten yedek alamadığım için de telefonı servise bırakmaya pek niyetim de yoktu.

Böylece teknik servisten çıktım ne yapayım ne yapayım diye düşünürken, bari dedim basit bir telefon alayım iphone düzelene kadar onu kullanayım. Gittim 50 TL'ye kıytırık bir Samsung telefon aldım sim kartı taktım, şarjı da 4 gün gidiyormuş onu da öğrendim.

Eve gelir gelmez iPhon'u hemen şarja taktım ama tık yok. Artık bayrama sonrasına kadar telefon açılırsa yedek alıp servise götürecektim. Açılmazsa da bayramdan sonra yine servise gidecektim yapacak birşey yoktu.

Derken ampül yandı. Şarj cihazlarıma şöyle bir baktım ikisi de çakma, orjinal çin malı şarj aletleriydi. Belki bu çakma şarj aletlerinden telefonum şarj olmuyordur diye düşündüm. Belki orjinal şarj aleti olursa telefonum şarj olabilirdi. Ertesi gün ilk iş iphone 5 şarj aleti aldım. 130 TL. Zaten almam gerekiyordu, ben de telefon düzelir düşüncesiyle gittim aldım.

İş yerine geldim. Şarjı taktım telefona zınk diye bir ses geldi, telefon şarj olmaya başladı. 5 dakika geçti geçmedi telefon da kendi kendine açıldı. O günden buyana şarj olmama gibi bir sorun yaşamadım. Ancak birkaç sefer telefon % 20'de yine kapandı ama en azından telefon artık şarj oluyor.
İnternette araştırdığınız zaman IOS yazılımını kaldırıp tekrar kurma, reset atma, bilgisayardan şarj etme gibi bir çok çözüm önerisi sunmaya çalışan arkadaşlar var. Fakat bunların hiçbiri bende işe yaramadı. Bende çözüm: Orjinal şarj aletidir. 


TÜİK, Türkiye Sağlık Araştırmasına Katılmamı İstiyor

Evet yanlış okumadınız. TÜİK yani Türkiye İstatistik Kurumu benim Türkiye Sağlık Araştırması'na katılmamı istiyor. Geçenlerde iş çıkışı eve vardığımda posta kutumda karşılaştım aşağıdaki  mektup ile. Mektupun ya da bildirimin özeti: TÜİK belirli periyotlarla araştırma yapıyormuş. Türkiye Sağlık Araştırması da bu araştırmalardan bir tanesi. Benim de bu artaştırmaya katılmam bekleniyor.

İşin ilginç tarafı ise araştırmaya katılmak zorunlu olup katılmayanlara para cezası var. Bu zorunluluk bildirimde şöyle geçiyor.

"Ayrıca, TÜİK araştırmalarına katılım yasal bir zorunluluk olup, 5429 sayılı kanunun 54. Maddesi uyarınca araştırmaya katılmanyanlara, araştırma kapsamındaki bilgileri eksisk veya hatalı verenlere idari para cezası uygulanmaktadır."

Türkiye İstatistik Kurumu Türkiye Sağlık Araştırması
Türkiye Sağlık Araştırması 2014


Ağustos-Ekim 2014 tarihleri arasında anket yapmaya geleceğiz diyorlar. Bakalım gelişmeleri buradan aktaracağım.

Link Building Kaynakları

Link Building konusu internet sitemizi üst sıralara taşımak açısından önemli konulardan birtanesi. Maalesef bu tarz konuların okulu olmadığı için deneme yanılma yöntemiyle bazen öğrenmemiz gerekebiliyor. Ya da deneyip yanılmış olan kişilerin deneyimlerinden faydalanmamız gerekiyor.

Link Building ile ilgili olarak internette binlerce kaynak bulmak mümkün. Bunların kimisi gerçekten işe yarayan araçlar kimisi ise tamamen çöp diyebileceğimiz tarzda işe yaramayan kaynaklar. Türkçe kaynaklara bakacak olursak iki elin parmaklarını geçmeyecek kadar az.

Aşağıda elimden geldiğince geniş bir Link Building Kaynakları Listesi hazırlamaya çalıştım.  Bunların bazılarını kullanıyorum, takip ediyorum, umarım sizler içinde faydalı olur. Hadi bakalım başlıyoruz.

Google Algoritma Değişimleri

Google 1 yıl içerisinde 500 algoritma değişimi yapıyor. Bunların bir kısmını biz farkediyoruz bir çoğunu da fark etmiyoruz. Bilinen ve listeleyebileceğimiz 250 algoritma var. Bu 250 algoritma ile ilgili de geniş bir yazı yazmayı umuyorum. Google Algoritma değişimlerini anlamlandırmamız için 3. parti şirketlerin sunduğu programlar/araçlar  bize yardımcı oluyor. Yüzlerce farklı arama sonuçlarını bu araçlar sayesinde algortimadaki değişimleri fark edebiliriz.

Google Web Yöneticisi Yönergeleri Güncelleme: Düşük Kaliteli Guest Blogging Spam Nedeni

Google geçtiğimiz günlerde Goole Web Yöneticisi Yönergelerinde sessizcce güncelleme yaptı. Buna göre "low-quality guest blog"lar spam olarak değerlendirilebilir. Güncelleme henüz Türkçe Google'da yok, o yüzden farkı da görebilmeniz açısından hem Türkçe hem İngilizce sayfanın ekran görüntüsünü paylaşıyorum. İlgilenenlere duryurulur.


Negatif SEO Maillerine Dikkat

Negatif SEO, website sahipleri ve SEO uzmanları tarafından uzun süredir bilinen bir gerçek. Kötü niyeti insanlar tarafından internet siteniz Google sıralamalarından düşürülmeye çalışılıyor, uzun süre yapılırsa eğer sonuç da alınabilir diye düşünüyorum. Bununla ilgili olarak Dan Petrovic, Steve Webb ve George Zlatin son zamanlarda gelen negatif seo maillerini yayınlamışlardı.

Mail şöyle
Subject: 
I Want To Buy. Please Guide Me. Hello, Read this email very carefully.
This is an extortion email. We will do NEGATIVE SEO to your website by giving it 20,000 XRumer forum profile backlinks (permanent & mostly dofollow) pointing directly to your website and hence your website will get penalised & knocked off the Google’s Search Engine Result Pages (SERP) forever, if you do not pay us $1,500.00 (payable by Western Union).
This is no false claim or a hoax, download the following Notepad file containing 20,000 XRumer forum profile backlinks pointing to http://www.negativeseo.cn.pn/ (this is our website and go and see on this website, you will find our email address issmt1@yahoo.com from which this email right now is being sent to you) :
http://www.mediafire.com/download/eizjwnpq2rsrncu/20000-XRumer-Forum-Profile-Backlinks-Dofollow.txt Just reply to this email to let us know if you will pay just $1,500.00 or not for us to refrain or not from ruining your precious website & business permanently. Also if you ignore this email and do not reply to this email within the next 24-48 hours, then we will go ahead and build 20,000 XRumer forum profile backlinks pointing directly to your website. 
We are awaiting your wise decision. 
RS
Kısaca maili açıklayacak olursak, adam diyorki; bana 1500 dolar göndermezsen, forum profile backlink yöntemi ile websiteni Google aramalarında sepetlerim.

Tabi hiçbirimiz uğraşarak didinerek biryerlere getirdiğimiz internet sitemizin kötü niyetli insanlar tarafından Gooogle'dan banlanmasını istemeyiz.

Google yetkilileri de konuya ilgisiz kalmamışlar ancak önerdikleri çözüm ne kadar etkili bilemeyiz. Google yetkilileri Nefatif SEO'nun yeni olmadığını uzun zamandan beri  bu tarz vakalarla ilgili olarak mail aldıklarını belirtiyorlar.Negatif SEO ile ilgili endişeleriniz varsa Google Webmaster Tools'taki disavow sekmesini kullanarak sitenize karşı yapılan seo ataklarını görebilirsiniz.

Genel endişe ise Negatif SEOnun Penguen algoritması, link cezaları ve manuel eylemler ile birleşmesi ve içinden çıkılmaz bir hal alması. Belkide SEO uzmanları ve site yöneticileri  geçmişte hiç olmadığı kadar olumsuz SEO'yu enselerinde hissediyorlar.
Size de bu tarz mailler geldiyse bizimle paylaşabilirseniz seviniriz.